Oca 05

AYDINLANMA

21. YÜZYIL TÜRKİYESİ VE

21. yüzyıl Türkiyesi’nin en önemli sorunu “Temsili Demokrasi” olacaktır.

Tüm toplumu, politikacılar aracılığı ile bir ahtapot gibi sarmış bulunan yolsuzluk, rüşvet olayları ve çeteler, önümüzdeki yüzyılda Türkiye’nin baş sorunudur.

Türkiye’nin sorunlar
ının çözüm yeri Meclis’tir.

Peki son günlerde gündeme geldi
ği gibi bizzat Meclis yönetimi, sorun çözmek yerine sorun üretirse ne olur?

Devamını okuyun »

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Oca 04

AYDINLANMA

12 EYLÜL DEMOKRASİSİ ÇÖKERKEN

Türkiye’deki klasik
kavram kargaşası sorunu, son Türkbank olayında da kendisini gösterdi:

Herkes,
Mafya’yı, yağmanın nedeni sanmaya başladı.

Hayır, sevgili okurlar, bin defa hayır!.

Mafya, yağmayı doğurmadı Türkiye’de.

Tam tersine.

Türkiye’de
yağma düzeni, Mafyayı doğurdu.

Devamını okuyun »

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Oca 04

AYDINLANMA

“MUKADDES YAĞMA DEVLETİ”NDE AF

“Mukaddes Yağma Devleti”nde, bireye dokunulur, devlete dokunulmaz:

“Devlete dokunulmaz” demek, şu ya da bu biçimde “devleti sahiplenmiş” olanlara da dokunulmaz anlamına gelir.

Örneğin, “Mukaddes Yağma Devleti”nin parlamento
sunda görev yapanlara dokunulmaz.


Devamını okuyun »

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Kas 17

cim-dugme-ve-lokomotifci-lukas-derss-net

SEKİZİNCİ BÖLÜM

Lukas ve Cim esrarengiz yazılar buluyorlar


Dolunay çıkmış, gümüş beyazı ışığıyla Ping kentinin cadde ve meydanlarını doldurmuştu. Sarayın kulesinden gelen boğuk çan sesleri duyuldu, şiddetlendi ve tekrar sustu.
“Bu Yau’dur, çekirgelerin saati,” dedi Ping Pong. “Mandalya’daki bütün bebeklerin gece sütlerini içme zamanıdır. Eğer izin verirseniz ben de benimkini getireyim!”
“Elbette!” diye yanıtladı Lukas.
Ping Pong bir koşu kaybolup tekrar göründü. Kolunda ancak oyuncak bir bebeğe ait olabilecek, küçük bir biberon taşıyordu. Biberonu minderinin üstüne yatırıp açıkladı:
“Aslında ben kertenkele sütünü olağanüstü bulurum. Benim yaşımdaki bebekler için olmazsa olmaz bir şeydir. Gerçi tadı pek güzel değildir, ama son derece besleyicidir.”
Ardından iştahla emmeye koyuldu.
“Söylesene Ping Pong,” diye sordu Lukas bir süre sonra, “bu akşam o yemekleri o kadar çabuk nereden getirdin?” Ping Pong beslenmesine ara verdi.
“İmparatorluk sarayının mutfağından,” diye karşılık verdi önemsemez bir tavırla. “Bakın, girişi orada, gümüş merdivenlerin hemen yanında.” Artık kapı ay ışığında açık seçik görülüyordu. Bütün gün iki arkadaşın hiç gözüne çarpmamıştı. Cim çok şaşırdı. “Ne yani, sen oradan kolayca içeri girebiliyor musun?” diye sordu.
“Neden giremeyeyim?” diye karşılık verdi Ping Pong, omuz silkerek ve yine kurumlu yüzünü takındı. “Sonuçta ben Saray Baş Aşçısı Bay Şu Fu Lu Pi Plu’nun otuzikinci torunuyum.”
“Peki, sen oradan kolayca yemek alabiliyor musun?” dedi Lukas endişeyle. “Sanırım bize getirdiklerin belli birisi için pişirilmişti.”

Devamını okuyun »

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Kas 17

cim-dugme-ve-lokomotifci-lukas-derss-net

YEDİNCİ BÖLÜM

Emma’ya atlıkarınca rolü düşüyor ve
iki arkadaş bir çocukçocuğuyla tanışıyor


İki arkadaş bütün gün kentte dolanıp durmuşlardı. Güneş ufka inmiş, akşam alacasında altın çatılar parıldamaya başlamıştı.
Şimdiden kararan sokaklarda Mandalyalılar çeşit çeşit renklerde ışık veren fenerlerini yakmışlardı. Fenerleri uzun olta kamışlarıyla önleri sıra taşıyorlardı, büyük Mandalyalılar büyük fenerleri, küçükler küçükleri. En küçükleri ise rengârenk ateşböcekleri gibiydi.
Yaşadıkları onca şaşkınlığın arasında, iki arkadaş sabah kahvaltısındaki birkaç deniz meyvesi dışında bütün gün boyunca hiçbir şey yemediklerini tümüyle unutmuşlardı.
“Bu kadarı da fazla ama!” dedi Lukas gülerek. “Senin hemen bir şeyler atıştırman gerekir. Görünen o ki şimdi hemen bir lokantaya girip kendimize bir akşam yemeği ısmarlayacağız.”
“Tamam,” diye onayladı Cim. “Sende Mandalya parası var mı?”
“Lanet olsun!” diye karşılık verdi Lukas ve kulağının arkasını kaşıdı. “Bunu hiç düşünmemiştim. Ama parası olsun olmasın, insanın bir şeyler yemesi gerekir. Dur bir düşüneyim!”
Böylece düşünmeye başladı, o arada Cim sabırsızlıkla ona bakıyordu.
Lukas birden bağırdı:
“Buldum! Madem paramız yok, o zaman biraz para kazanmalıyız.”
“Harika!” dedi Cim. “İyi ama bu kadar kısa sürede nasıl yapacağız bunu?”
“Çok basit!” diye yanıtladı Lukas. “Şimdi sevgili Emma’mızın yanına gidip bir duyuru yapacağız, on Li ödeyen herkes büyük Saray Meydanı nın çevresinde onunla bir tur atabilir diyeceğiz.”

Devamını okuyun »

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Page 1 of 3123»